Hissiyat.Org Hisleriniz ve Dualarınız » » KARUN’UN HAZİNELERİ

KARUN’UN HAZİNELERİ

Hz. Musa Aleyhisselâmın, hem amca oÄŸlu, hem de eniÅŸtesi olan Kâarun, önceleri Musa Aleyhisselâma iman ediyordu. Gündüzleri oruç tutar ve geceleri de namaz ile meÅŸgul olurdu. Ve lâkin çok fakir ve ehl-i iyaline bakmakta zorluk çekerdi. Hak Celle ve Âlâ Hazretleri Musa Aleyhisselâma Tevrat’ı ÅŸerifi altun ile yazmasını emir buyurunca, Hz. Musa:

 - Ya Rabbî, halimi biliyorsun, ben fakirim diye tazarrû etti.

Bunun üzerine Cenabı Hak Hz. Musa’ya simya ilmini öğretir ve Hz. Musa da o emri yerine getirir. Daha sonra Hz. Musa Aleyhisselâm Kâarun’un fakirliÄŸini ve ehl-i iyalinin çekmekte olduÄŸu sıkıntıyı düşünerek, hem bedenî hem de mâlî ibadetini yerine getirip ecir sahibi olmasını düşünerek O’na da simya ilmini öğretir.

Kâarun ilm-i simyayı öğrenir öğrenmez, kâr-ı ibadet bu imiş diyerek nihayetsiz mal sahibi oldu. Bir rivayette, hazinelerinin anahtarlarını 70 ve diğer bir rivayette 100 deve götürürdü. Mücahid (R.A. da derki, her bir anahtar ile 70 hazine kapısı açılırdı.

Kâarun her hangi bir yere gidecek olsa,

altun elbiseli ve altun lalıçlı 1000 erkek ve 1000 kadın dört bir tarafında giderlerdi. Velhasıl Benî İsrail iki kısmı olup, bir kısmı Musa Aleyhisselâmın, bir kısmı da Kâarun’un taraftarı idiler.

Bu hal içerisinde Kâarun, nafile ibadetleri bırakmış ve farzları da acele kılmaya başlamıştı.

Nihayet Kâarun’un zekat vermesi hakkında vahy-i ilâhî gelir ve Hz. Musa Aleyhisselâm bunu Kâarun’a tebliÄŸ eder. Kâarun malının zekâtını hesab edince, bakar ki çok büyük bir yekûn tutuyor. Kalbi dünya sevgisine meyleder ve muhabetullah gider. Bir türlü o zekâtı veremez.

Hz. Musa Aleyhisselâm, O’na giderek, emr-i ilâhîye itaat etmesini, dünya sevgisini Hz. Allah’ın muhabbetine tercih etmemesine dâir pek çok nasihat eder. Fakat Kâarun bunlara hiç kulak vermez. Hatta Hz. Musa Aleyhisselâma buÄŸzederek, haÅŸa iftira etmeyi tasarlar. Ve:

 - Ya Musa, Mısır ehlini toplayalım ve o cemaat içinde seninle bahis edelim. Eğer açık delil ile bana gâlib olursan, malımın zekâtını veririm. Ve eğer ben sana gâlib olursam, sen de bundan sonra peygamberlik davasından vazgeçip bir köşeye çekilirsin, der.

Kâarun hemen güzel bir fahişe kadını kandırarak, Hz. Musa ile mübahese edeceğimiz mecliste bulunup, cemaat içinde «Ya Musa, benimle filan vadide zina etmedin mi? Hatta üzerimdeki çocuk da senindir.» dersen, sana o kadar çok mal veririm ki, ölünceye kadar sana ve evladına yeter, diyerek kadını kandırır ve razı eder.

Ertesi günü Mısır ahalisi, Kâarun’un geniÅŸ olan evinde toplanırlar. Hz. Musa Aleyhisselâm da gelir. Cemaat Hz. Musa Aleyhisselâmdan biraz vaaz etmelerini arzu ederler. O da bir kürsü üzerine çıkarak vaaz etmeye baÅŸlar. Vaazının bir yerinde Şöyle buyurur:

 - Bir kimse hırsızlık yaparsa elini keserim. Bir kimse eşkıyalık yapsa, başını keserim ve bir kimse evli olup zina etse taşlayıp helâk ederim.

Hemen dinsiz Kâarun ayaÄŸa kalkar ve «Ya Musa, sen de zina etsen ne yaparsın?» deyince, Hz. Musa Aleyhisselâm da «EÄŸer ben de (haÅŸa) zina etsem, Cenabı Hak’kın emri bana bile böyledir.» der.

Bu arada, akılsız Kâarun o fahiÅŸeye iÅŸaret edip «Ya Musa senin zina ettiÄŸine dâir, benim ÅŸahidim vardır. Zira ÅŸu kadın bana söyledi ki, sen bununla filan vadide zina etmiÅŸsin. Hatta karnındaki çocuk da senden imiÅŸ, diyerek, Hz. Musa’yı halk arasında mahcub etmek düşüncesi ile, o fahiÅŸeyi ayaÄŸa kaldırır. Ve ey kadın söyle ki bütün insanlar duysun,» der.

O kadın da söz verdiÄŸi gibi yalan ve iftiraya baÅŸlayacağı sırada, Cenabı Hak, O’nun lisanını döndürüp, iftira edeceÄŸi yerde şöyle anlatır:

 - Ey Benî İsrail! DoÄŸrusu Hz. Musa’nın bu iÅŸten haberi yoktur. Kâarun’un söylediÄŸi yalan ve iftiradır. Zira Kâarun, beni çağırıp bir Çok mal vadederek, bu yolda Hz. Musa’ya iftira etmemi tembih etti. Halbuki Hz. Musa, Kalîmullah’tır. Öyle bir zata böyle bir adiliÄŸi isnad etmeye Allah’tan korkarım.

Bunun üzerine Hz. Musa Aleyhisselâm gayretüllah ile gadablanıp:

 - Ey Allah düşmanı: Bu iftiradan muradın nedir? Beni mahcub edip, Cenabı Hak’kın emri olan zekâtı vermemek midir? der ve kendi hanelerine döner. Secdeye varır ve münacât ederek «Ey bütün gizliliklere ve sırlara vakıf olan Rabbim! Kâarun’un iftirasını sen bilirsin, gayret senindir, der ve O’nun aleyhine dua eder. O anda Hz. Cibril gelerek:

 - Ya Musa! Hz. Allah, Kâarun’un helaki için yeri emrine âmâde kıldı, diye haber verir.

Hz. Musa Aleyhisselâm kalkar ve doÄŸruca Kâarun’un yanına gider. Kâarun melun, yüksek bir sedir üzerinde gurur ile oturmaktadır. Hz. Musa Aleyhisselâm asasını yere vurur ve «Yut» diye yere iÅŸaret eder. O anda yer Kâarun’un sedirini yutar ve melun üzerinden sıçrar. Tekrar «Ya yer yut» diye emredince, Kâarun’un dizlerine kadar yutar. Kâarun «Aman ya Musa!» diye yalvarmaya baÅŸlar. Fakat Hz. Musa asla iltifat etmez. Tekrar «Ya yer yut!» deyince, yer Kâarun’u ve kendisine tâbi olanları, bütün mal ve evladı ile beraber hepsini yutuverir.

BaÅŸka bir rivayette de, Hz. Musa’ya o iftirayı edip 4 bin adamı ile beraber sahraya çıkmıştı. Hz. Musa Aleyhisselâm, melunu yakalaması için yere emretmesiyle yer bir anda hepsini yutar. Hz. Musa Kâarun’un yalvarışlarına asla iltifat etmez.

Allahu Teâlâ Hazretleri «Ya Musa! Kâarun ve adamları senden dört defa yardım istediler. Kabul ve afvetmedin. Eğer ben azîmüşşana bir kerre, aman ya Rabbi, demiş olsalardı, hepsini afvederdim» buyurur.

Bunun üzerine Benî İsrail arasında, haÅŸa Hz. Musa, Kâarun’un malına ve hazinelerine tama ederek O’nu yere geçirdi diye bir takım lakırdılar ettikleri için, Hz. Musa Aleyhisselâm yere tekrar «Yut» diye emredince, bu defa yer bütün mal ve hazinelerini de yutar.

Ehl-i iÅŸaret, Kâarun’un helakine sebeb üç ÅŸeydir, demiÅŸler. Birisi, dünya sevgisi. İkincisi, emr-i lâhîye muhalefetle zekâtı vermemesidir. Üçüncüsü de Hz. Musa Aleyhisselâma iftira etmiÅŸ olmasıdır.

Bir adama dünya teveccüh etse, fakir ve zayıflara ihsan etmekle malı eksilmez. Belki kat kat artar. Bir kimseden dünya yüz çevirse, o kimse dünyaya ne kadar hırsla sarılsa, yine de iki yakasını bir yere getiremez ve belki perişan olur.

Bu bakımdan kiÅŸi, az çok ne ise Cenabı Hak’kın ihsan ettiÄŸine razı olup şükretmesi lâzımdır.  (1)



Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.